‘’3 büyüklerden hiçbiri benim için diğerinden farklı değil!’’ diyen Sercan Yıldırım, transferin son gününde imzayı Galatasaray’a attı. Özellikle iki sezon büyüklerin transfer listesinde ilk sırada onun adı yazıyordu. Muhtemelen Türkiye’nin yeni yıldızı olarak bakılıyordu ancak gerçeğin öyle olmadığı anlaşıldı. Ve uzun pazarlıklar sonunda transferin belki de son saniyelerinde Galatasaray kadrosuna katıldı. ‘’En büyük özelliğim hızım ve bununla birleşen tekniğim. Sadece hız işe yaramaz,hepsinin bütünleşmesi gerekir.Elbette futbol zekamın da iyi olduğunu düşünüyorum.’’diyor Sercan.
Gerçek ise şöyle:Yaptığı tek iş rakibin üzerine gidip topu açığa alıp vurmak. Açığa alma sürecine geçtiğinde zaten karar verdiği için rakibin pozisyon almasına göre alternatif geliştiremiyor. Kısaca düşünme süreci orada bitiyor. Kademeli markajda olduğu anlarda başını kaldırıp oyunu değiştiren bir pas atamadaığı için 2 defans adamını meşgul etmenin avantajını kullanamıyor Fazla topla oynuyor ama yeteri kadar içeri (cezasahası veya defansın arası) giremiyor.
Yeterince hızlı ama yeterince kabiliyetli veya akıllı değil. Anlık yetenek parlamaları var ama oyunu okumuyor, sadece hızını ve kısıtlı yeteneklerini kullanıyor. Pozisyonun gereğini yapmaktan çok hakem aldatma ve kendini yere atmaya odaklanmış. Açıkça pozisyonu sonuçlandıracak güveni yok. Forvet olarak pas, şut, verkaç, arkası dönük oyun ve havatoplarında iyi değil, sadece depar atıyor. En iyisinden ortalama bir oyuncu ve oyundan sıklıkla kopuyor.
Tüm bunların üstüne gece kulüpleri, güzel kızlar ve itici tavırları eklediğimizde ortaya tek bir gerçek çıkıyor: Fiyasko. Sercan Yıldırım’ın Galatasaray’a getirilme düşüncesi bile bu kelimenin tam karşılığıdır. Böyle büyük bir kulübe böyle küçük felsefe hiç yakışmadı.
Berke Ercanoglu

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder