Geldiği ilk sezonda gol kralı olmasının da etkisiyle "The King" lakabını layık gördük ona. İlk sezonun böyle efsane geçmesinin ardından ikinci sezona ilk 9 haftada 5 gol atarak başladı. 10.haftada oynadığımız Fenerbahçe maçında sağ olsun çubuklunun yaptığı müdahale sonrasında sakatlanan Baros için 2 ay yok denildi fakat o sahalara ancak 5 ay sonra dönebildi. Kimileri yanlış tedavi dedi, kimisi oyuncunun suçu dedi kimisi başka bir şey söyledi. Kesin olan tek gerçek Galatasaray'ın 5 ay boyunca Milan gibi bir futbolcudan mahrum kaldığı. Fakat kral bu, yaklaşık 5 ay sonra sahalara döndü ve sadece son 15 dakikasında forma giydiği Ankaragücü maçında golünü attı. O güne kadar yaşadığım özlem ve o gol anında yaşadığım sevinç anlatılamazdı. Sakatlanmadan önce 5 gol atmış olan Baros sezonun geri kalan 7 maçında 476 dakika görev aldı ve 6 gol atarak sezonu 11 golle tamamladı.
Frank Rijkaard ile başlayan 2010-2011 sezonunun ilk 7 haftasında 6 gol atan Baros, bu 6 golün ikisini attığı çoğu Galatasaray'lının -bazı nedenlerden ötürü- aklından çıkmayan Ankaragücü maçının son 5 dakikasındayine sakatlandı. Telif haklarından dolayı buraya koyamıyorum ama maçın özetini açıp bakarsanız ya da eğer aklınızdaysa o maçta rakibine tek direnen adamın Milan Baros olduğu konusunda herkesle aynı düşüncedeyizdir. Ankaragücü maçında sakatlandıktan sonra ciddi bir şeyi yok denildi. Bir sonraki hafta Beşiktaş maçında tam olarak iyileşmeden sahaya sürülen Baros tekrar sakatlandı.
Yoruldum tekrar sakatlandı yazmaktan. 2010-2011 sezonunda sakatlıklardan fırsat bulup forma giydiği 17 maçın 11 tanesinde ilk 11'de yer aldı ve 9 gol attı.
Baros'un genel Galatasaray istatistiklerine bakarsak süper ligde forma giydiği 65 maçta 40, Türkiye kupasında 5 maçta 1 ve avrupa kupasında 1 maçta 2 gol attı. Yani toplamda 71 maçta 43 gol atmış oluyor ki bu maç başına 0.6 gol ortalaması demektir. Geçen sezonun yarısında sözleşmesini yenileyerek " bu takıma borcum var" dedi ve borcunu ödemek için yeni sezonu bekliyor.
Sağlam bir Milan Baros ülkenin en iyi forvetidir. Bunu tartışmaya gerek yok diye düşünüyorum fakat sakatlıklar Baros'un önündeki en büyük engel. Baros'un gönderilmesine karşı çıkmamak için ondan daha iyi bir forvet transferi yapılmalı önce. Fakat dediğim gibi önce ondan daha iyi veya en az onun kalitesinde bir forvet transferi daha yapılmalı. Önce Baros gitsin sonra yenisi gelir yok.
Hepsinin sonucunda kişisel düşüncem Baros'un kalması yönünde. Sizler ne düşünüyorsunuz bilemiyorum şuanda ama onun gibisini bulmuşken kolay kolay bırakmamalıyız!
Geldiği günü hala hatırlarım, tıpkı Kewell'ı hatırladığım gibi. İlk geldiği sezonda ligde 20 golle gol kralı olan Milan Baros o sezon UEFA avrupa ligi ve Türkiye kupası dahil toplamda 23 gol atarak güzel bir istatistiğe ulaştı. Hırslı yapısı, hemde savaşçı ruhu onu bu istatistiklerle beraber bizim gözümüzde ayrı bir yere taşıdı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder